Yavuz BAHADIROĞLU

Yavuz BAHADIROĞLU - 1Asıl adı Niyazi Birinci olan ve genellikle Yavuz Bahadıroğlu mahlasını kullanan yazar, 1945’te Rize‘nin Pazar Hisarlı köyünde dünyaya geldi. Ortaokul ikinci sınıfa Mehmet Akif Ersoy‘un el yazısı tıpkıbasımını okumak için 15 günde Osmanlıca okumayı öğrendi. Babasının getirdiği kitaplarla tarihi okumalarına başlayan Yavuz Bahadıroğlu, yazmaya ortaokulda okul müdürünün emriyle çıkarmaya başladığı duvar gazetesiyle başladı.

Bir röportajda bu ilk deneyimini, “Gazeteciliğe ortaokul sıralarında, okul müdürünün emriyle çıkarmaya başladığım duvar gazetesiyle başladım. İlk köşe yazımı da o gazete için yazdım. Ne yazık ki, ilk yazımı yazdığım ilk gazetemin ömrü yalnızca on beş dakika kadar oldu. Yazdığım ilk köşe yazısında, içindeki çelişkiler sebebiyle tarih kitabını eleştirmem okul müdürünün hoşuna gitmemiş, bu yüzden gazete duvardan indirilmişti. Bu yüzden ceza almadım, ama sıkı bir tembihten geçirildim. Müdür Bey’e göre, önce okullarım bitmeli, büyümeliydim. Ancak bir yerlere geldikten sonra böyle eleştiriler yapabilirdim.Okullar arka arkaya bitti. Büyüdüm, gazetecilikten emekli oldum. Yüz civarında da kitap yazdım. Ama hala bildiklerimi, düşündüklerimi söylemeye bırakmıyorlar, “Başın derde girer” diyorlar.” ifadeleriyle anlattı.

Ortaokulu bitirdiği 1960’tan sonra gemicilik, balıkçılık ve çay eksperliği gibi işler yapan Birinci, gazeteciliğe 1971’de İstanbul’da muhabirlikle başladı. Çeşitli gazete, dergi ve şirketlerde yönetici olarak çalışan Birinci, Yeni Asya ve Yeni Nesil gazetelerinde röportaj, fıkra, araştırma ve inceleme yazıları yazdı.

“Yazdıklarımı tarihi roman değil, tarihin romanını yazıyorum”

Tarihi romanlar kaleme almaya başlayan usta yazarın ilk olarak 1972’de “Sunguroğlu” romanı gazetede tefrika edildi. İlgi gören bu eserin ardından “Buhara Yanıyor” ve “Elveda Buhara” romanlarını gençlerin beğenisine sundu.

Birinci, Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı bu dönemi şöyle anlattı:

“İlk kitabım “Sunguroğlu”nu 1972 yılında yazdım. Sunguroğlu, henüz gazetede yayınlanma aşamasında iken büyük bir ilgi gördü. Ardından Buhara Yanıyor ve Elveda Buhara isimli kitaplarım yayınlandı. Bu ikisi gerçekten kırılması zor satış rekorları kırdı. Bir yandan da Niyazi Birinci imzasıyla çocuklara yönelik eserler üretiyor ve bir günlük gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar imzalarıyla iki köşe yazısı birden yazıyordum. Romanlarıma “tarihi roman” dediler, ama ben onları hiçbir zaman öyle görmedim. Bence yazdıklarım tarihi roman değil, bendeniz tarihin romanını yazıyorum. Yani tarihi olguyu romanlaştırıyorum.”

Tarihi romanlara ilgisi yirmili yaşlarda başlayan Birinci, bu yöndeki çalışmalara ağırlık vermesini şu ifadelerle dile getirdi:

Müthiş bir tarihin içinden geldiğimiz halde kudretli romanlarımızın olmayışı beni tedirgin etmeye başladı. ‘Tarihi roman’ adına yazılanlar tarihi arka plan olarak kullanıyor, hatta tahrif ediyorlardı. Dahası, ‘insan’sız romanlardı. Silik bir sürü kukla, yatak odaları arasında mekik dokuyordu. Osmanlı ceddimin yaşam biçimine girdikçe, onları kadını, erkeği, çocuğu ve en önemlisi devlet yapısıyla tanıdıkça fark ettim ki yazılanlar gerçek dışı, iftira. Önce üzülüp hüzünlendiğimi, ardından kızıp köpürdüğümü, en sonunda bağırıp çağırdığımı, nihayet durulup bir karar verdiğimi hatırlıyorum: ‘Tarihi romanlaştıracağım!’ Romanın etkisini biliyordum. Tarih bilincinin ancak hikayeleştirilmiş tarihle sağlanacağına inanıyordum. Onu yapmaya çalıştım. Ceddim beni peşine takıp götürdü, anlayacağınız. Bazen rüyalarıma girip beni yönettiler. Bazen çalışma odamda doluşup daha hızlı yazmaya teşvik ettiler beni. Hayat boyu acele edişimin sebebi hem bu, hem de yazmak istediklerimi yazamadan göçme telaşıdır. Yine yazamadıklarım yazdıklarımdan daima fazla olacaktır. Bunu biliyorum. Bu yüzden hala acele ediyorum.”

Köprübaşı adlı eseriyle 1979’da Türkiye Milli Kültür Vakfı’ndan Roman Teşvik Ödülü, 1982’de ise Türkiye Yazarlar Birliği’nden çocuk edebiyatı dalında Yılın Yazarı Ödülünü aldı.

Yavuz BAHADIROĞLU - 3Yavuz BAHADIROĞLU - 5

Belediye Başkanlığı Dönemi Recep Tayyip ERDOĞAN ile Yavuz BAHADIROĞLU

Can Kardeş dergisi genel yayın yönetmeni olduğu 1989’dan itibaren çocuklarla sıkı bir bağ kurdu, hikayelerini de Niyazi Birinci ismiyle yazdı. Çocuklara ve gençlere yönelik eserler yazan usta yazar, Veysel Akpınar, Şeref Baysal, Bahadır Alp ve Nurcan Sevinç gibi farklı mahlaslar kullandı.

Roman, çocuk kitabı, hikaye, araştırma, oyun, senaryo ve çok sayıda fikri eserin arasında bulunduğu yüzlerce çalışmaya imza atan tecrübeli yazar, ayrıca yurt içinde ve yurt dışında binlerce konferans verdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 2 kitabı yayınlanan, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller alan Birinci, vefatına kadar Moral FM ve TVNET’te program yapmaya ve Derin Tarih dergisi ile Yeni Akit gazetesinde köşe yazıları kaleme almaya devam etti.

Niyazi Birinci, 21 Ocak’ta tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli dönemlerini ele alan 30’u aşkın romanı bulunan Niyazi Birinci, evli ve üç çocuk babasıydı.

Vefatının ardından edebiyat, kültür-sanat ve siyaset camiasından çok sayıda isim vefatından dolayı üzüntü duyduklarını dile getirerek taziye mesajı yayınladı.

 

Tarihi romanları çok sayıda baskı yapan ve özellikle gençler tarafından ilgiyle okunan usta yazarın eserlerinden bazıları şöyle:

Roman: “Buhara Yanıyor”, “Elveda Buhara”, “Kırım Kan Ağlıyor”, “Şehzade Selim”, “Şirpençe”, “Mısır’a Doğru”, “Yolbaşı”, “Sel”, “Boşlukta Yürümek”, “Köprübaşı”, “Keşmekeş”, “Dördüncü Murad”, “Merhaba Söğüt”, “Cem Sultan”, “Sahipsiz Saltanat”, “Birinci Murad”, “Yıldırım Beyazıt”, “Yolbaşı”, “Osman Gazi”, “Çelebi Mehmet”, “Orhan Gazi”, “Fatih”, “Kanuni Sultan Süleyman”, “Sunguroğlu”, “Malazgirt’te Bir Cuma Sabahı”, “Yavuz Sultan Selim”, “Selahaddin Eyyubi”, “Turgut Alp”, “Çakabey”, “Endülüs’e Elveda”, “Sen Beni Sev”, “Geceyarısı Mektupları”, “Kelepçe”, “Gülü Arayan Adam”

Hikaye: “Üçüncü Basamak”, “Ustura Zoruna”, “Zirvedeki Ses”

Deneme ve Araştırma: “Batı ve Biz”, “Osmanlı Padişahları Ansiklopedisi”, “Dünyamızda Neler Oluyor”, “Canım Peygamberim”, “Yürek Seferi”, “Hayata Dilekçe”

Oyun: “Piyesler”

Çocuk Kitabı: “Çocuk Masalları”, “Canavar Robot”, “Dev Hayvanlar”, “Karıncalar Savaşı”, “Çocuğun Ramazanı”, “Baskın”, “Kaybolan Elçiler”, “Ucuz Hikayeler”, “Varvara”, “Bizim Can”

“Sunguroğlu” YavuzBahadıroğlu’nun ilk romanıdır. Toplam 10 ciltten oluşur. Birinci cilt Aykut’un (Sunguroğlu) babasının cenk arkadaşı Akça tarafından akıncı olarak yetiştirilişi ve babası Sungur Alp’in Selikos adlı bir Bizans şövalyesi tarafından haince öldürüldüğünü öğrenmesi ile başlar. Bunun üzerine Selikos’tan intikam almaya yemin eder. Akça’nın verdiği isimle Sunguroğlu adını alır. Yanına atı Şahin ve köpeği Düka’yı alarak Söğüt’ten ayrılır. Orhan Gazi’nin emrinde çeşitli görevlerde çalışır. Çimpeli İbrahim ve Köse Papaz Jozef ile iyi bir üçlü oluştururlar. İbrahim heyecanlı bir genç, papaz Jozef ise çok zeki bir adamdır. Sunguroğlu ve arkadaşları maceradan maceraya atılırlar. Bu eserde Sunguroğlu, babasının intikamını almak için şövalye Selikos’un peşine düşer. Serideki romanlar şu şekildedir:

  • 1972 – Sunguroğlu I
  • 1973 – Sunguroğlu II
  • 1977 – Sunguroğlu III (Foça Korsanlarına Karşı)
  • 1982 – Sunguroğlu Gemide İsyan
  • 1982 – Sunguroğlu Çalınan Hazine
  • 1982 – Sungurluoğlu Kaçırılan Prenses
  • 1985 – Sunguroğlu Baskın
  • 1985 – Sunguroğlu Kara Şövalye
  • 1985 – Sunguroğlu Tuzak
  • 1985 – Sunguroğlu Kaybolan Elçiler