Sabri KALENDER

Aslen Rize Gündoğdu’da doğmuş olan Sabri Kalender, kendi tabiriyle asıl doğuşunu, hayattaki en büyük mutluluğunu ve ilk adımını 2007 olarak tarihe geçiyor. Çünkü bu tarihi kendisi için bir milat olarak gören sanatçı o yıl Klasik Türk Sanatları Vakfı ile tanışıyor. Bir lisan bir insan denilmesinin aslınd eksik kaldığını söylüyor ve bunun “Bir hoca bin insan” olarak güncellenmesini diliyor. Klasik Türk Sanatları Vakfı‘nın kapısından içeri girip Fuat Başar hoca ile tanışması onun gerçek hikâyesinin başlangıcı olduğunu vurguluyor.

Beş yıl boyunca her pazar atölyesinden vakfa kadar olan yolu  büyük bir özlemle bekledi. Beş yıl sonra da hocası amcası gibi olur. Onun nerde olması gerektiğini ilmik ilmik işler benliğine. Ebru sanatında,Fuat Başar hocanın ilk öğrencisi olamamışı belki ama Rabbim son öğrencisi olmayı nasip ettiği için şükranla doluydu.

Sanatın kendisi için bir nefes olduğunu ve onsuz olamayacağını anlayan Sabri Kalender, 2013 yılında ilk sanat galerisini açar. Her geçen gün hocalarından yeni şeyler öğrenerek bildiklerinin üzerine yenilerini koyar ve bu alanda kendini sürekli geliştirir. Yedi yıl İstanbul’un ilk dekorasyon ve tasarım merkezinde galeriyle beraber büyüdüğünü ifade eden Sabri Kalender, 2021 yılında tasarıma ve dekorasyona yeni bir soluk katan “skylandhom”daki yeni yerlerinde maceralarına durmaksızın devam ediyor …

Fuat BAŞAR-Sabri KALENDER

Fuat BAŞAR-Sabri KALENDER

Hocaların hocası olan Fuat Başar’ın “Cenâb-ı Hak büyüklenmekten daha küçük bir şey yaratmamıştır.” sözünü kalbine işleyen Sabri Kalender, hocası ile bir arada olmaktan, ondan bir şeyler öğrenmekten büyük kıvanç ve sevinç duyuyor.

Sabri Kalender, kendisi için de şöyle diyor: “Bir talebe düşünün gününün her anını yanında geçirmek isteyen hocası hakkında yüreğinden geçenleri yazıya döksün. Bu fırsatı bana veren Klasik Türk Sanatları Vakfı’na teşekkürü bir borç bilirim.”

08 Temmuz 2010 Perşembe günü Eminönü’nde Hünkâr Kasrı’nda bir ay boyunca sergilenen ‘’Altın Lâleler’ sergisini İstanbul Valisi ve Ticaret Odası Başkanı’nın katılımıyla açılışı yapılmıştı. Bu açılışla ilgili Sabri Kalender hocasına dair şu anıyı paylaşır:

“Açılıştan sonra olmazsa olmazı çayını yudumlarken sorularımı yanıtladı. Çayı çok seven hocama çayı bitmeden yenilesin diye garsona da iyi bir bahşiş verdim. Sonra da hocama, siz tıp okurken ne oldu da biranda karar verip eğitiminizi bırakıp sanata yöneldiniz dememe fırsat vermeden kendisi bana şöyle bir cevap verdi: ‘Eğer bir yerdeyseniz siz istediğiniz için değil Rabbim sizi orası için görevlendirdiğinden dolayı oradasınız. Önemli olan ayaklarınızın sizi götürdüğü yer değil, yüreğiniz nerede olmak istemesidir. Birgün ayakla yüreğin farkını herkes anlayacak ama umarım o gün geç olmaz bizler için!’ dedikten sonra dilinden düşüremediği hocası Hamit Bey’in şu sözü ile devam eder:

‘Ye yedir, giy giydir, oku okut der ve dalar gider hocam. Dönüşü uzun sürmez bir anda! Erzurumlu’nun İstanbul’a ilk gelişidir gezerken Marmara denizini görür ve yüzü düşer keyifsiz keyifsiz yanındakine söylenmeye başlar! Ne hayvan otlatacak yermiş ama su basmış!’ der.

Ortam bir anda gülücüklerle dolduruveren hocasının sözlerini kulağına küpe eden Sabri Kalender, hocasının her sözüzünün kendileri için bir öğüt olduğunu anlatıyor. Bakmakla görmek arasındaki farkı ayırt etmelerini isteyen hocasının, yaptıkları sanatı “adam olma sanatı” olarak gördüğünü ifade ediyor. Hocasının sıklıkla dile getirdiği şu sözleri kendisine hayat felsefesi ediniyor:

“Çek kendini aradan Zahir olsun yaradan,
Kara gözüm perde gazelinden:
Kurmuş hakîkat perdesi
Oynatan üstâdı gör !”

Hocasının engin bir pınar, kime ne verdiğinden ziyade, kendilerinin pınardan ne kadar faydalanabildiğinin derdine düşülmesi gerektiğine inanan Sabri Kalender, hocasının üzerindeki büyük bir yükü kaldırdığını söylüyor. Hocasının son öğrencisi olma şerefine erdiği için büyük mutluluk duyan Sabri Kalender, sözlerine şu kelimelerle son veriyor:

“Mevlâm bizlere hocalarımızın yanında olma sansı verdi ve üç günlük dünyada yarın yarın deyip onlardan alacağımız feyzden kendimizi mahrûm etmeyelim.”